Haber Medyada “Şii Hacılar kaçırıldı.” Şeklinde verildi.
“Şii hacılar…”
Ne demek bu?
Suriye’de muhalefete destek veren bir sitenin haberinin altına yorum yazan bir okuyucu ; “Ne haccıdır bu? İranlılar hac için Suriye’ye mi gidiyorlar?” diye soruyordu…
Haksız mı?
Siz bu şekilde haber yaparsanız, okuyucu da bu şekilde soracaktır haliyle…
Eskiden, laik medyanın, dini konularda yaptığı yanlışlıklar, İslamcı medya tarafından “ti”ye alınır, dalga geçilirdi.
Laik medyanın “Şii hacılar” tanımlamasına kızmıyorum.
Çünkü onlar, dini terimlere Batılı, Hıristiyan jargonuyla yaklaşırlar. Dolayısı ile de kutsal bilinen yerleri ziyaret eden herkes için aynı sıfat kullanılıyor ve bizim liberal medya da bunu Türkçeye “hacı” olarak çeviriyor. Yani Eyüp Sultanı ziyaret eden de, Bitlis’in ziyaret köyünde türbesi bulunan Hz. Veysel Karani’yi ziyaret eden de, Kerbela, Necef, Meşhed gibi kutsal mekanları ziyaret eden de, Ka’be’ye giden de “Hacı”…
Bunlar, “Kurban bayramı bu yıl Hac mevsimine denk geldi” de der, Cuma Namazına katılanlar için “Topluca Namaz kıldılar” diye manşet atarlar…
Tamam da İslami hassasiyet iddiasındaki medya neden böyle yapar?
Kutsal mekânları ziyaret eden Şiileri neden “Şii hacılar” diye tanıtır?
Bunu “cahilliğinden” mi yapar, yoksa “hinliğinden” mi?
Bu ibarenin altında “Şiiler her Müslüman gibi Ka’be’ye giderek hacı olmazlar, onların Hacı olmak için gittikleri yer faklıdır” tanımlaması yatmıyor mu?
Yani Şiilerin “Müslümanlığını” sorgulama hinliği?...
Hatta bunlar o kadar ileri gittiler ki, İran Dışişleri Bakanı Salihi’nin açıklamasındaki ifadeyi de Türkçeye “İranlı hacılar” olarak çevirdiler… Yani “bakın kendileri de “hacı diyor” demek için mi?
Halbuki, Salihi’nin ifadesinde “hacı” kelimesi yok!
Kafaları, zihinleri bulandırarak, kavramlarla oynayarak, yalan yanlış yönlendirmelerle bir topluluğu hedef göstererek ne yapılmak isteniyor?
Mezhep savaşlarının, mezhebi ayrışmaların bu coğrafyaya kan ve gözyaşından başka bir şey getirmeyeceğini hala göremedik mi?
ABD ve İsrail’e gönüllü taşeron olmak bu kadar mı zevkli?...
“İRAN’A SERT TEPKİ”
İran Genelkurmay Başkanı’nın Suriye konusunda Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin tutumunu eleştirerek, ABD’nin siyasetlerinin bölgeye olumsuzluktan başka bir şekilde yansımayacağını söyleyip, “böyle giderse Suriye’den sonra sıra Türkiye’ye gelecek” demesi Hükümetin sert tepkisine neden olmuş…
Davutoğlu bir yandan, Başbakan bir yandan veryansın ediyorlar…
Bunun bir tehdit olduğunu, böyle bir tehdidi n kabul edilemez olduğunu vurguluyorlar.
Hâlbuki bu bir tehdit değil, tespit…
Suriye’nin istikrarsızlaşmasının başımıza getireceği belalar görünmeye başladı bile…
Ortadoğu kazanı ne kadar karışırsa, bizim başımız da o kadar ağrıyacak haliyle…
Kazanın başında, ellerinde kepçe ABD ve İngiltere oldukça bu böyledir. Bunu bilmek için müneccim olmak da gerekmiyor, tehdit etmek de… Rüyadan uyanalım yeter…
Muhsin Küçüker